Eylül 2009


site24 Eylül 2009 Perşembe

2010 Eurovizyon Şarkı yarışması için gerekli tüm çalışmalar başlamış durumda. 12 – 14 – 16 Mayıs 2010 tarihinde Norveç Oslo’da düzenlenecek olan yarışmada Norveç’in misafiri olacağız. 55.si düzenlenecek olan Eurovison 2010′a Türkiye direk katılacak. Bu sene kimin temsil edeceği daha belli olmayan yarışmada 3-4 isim şimdiden duyulmaya başlandı. Bunlar arasında Tarkan, Ajda, Emre Altuğ’da yer alıyor. 2009 Eurovision’da birinci olan Alexander Rybak’ın Oslo’da düzenlenecek olan şarkı yarışmasında şarkı söylenmeside bekleniyor. 2010 yılında düzenlenecek olan yarışmada oyların %50’si jüri tarafından , %50’si sms ile verilecektir. Yarışma Telenor Arena’da düzenlenecek. Oyların verileceği sırada kendi ülkenizin kanalına geçmeniz gerekmektedir.

site18 Eylül 2009 Cuma

Münevver Karabulut cinayetinin üstünden tam 197 gün sonra yakalanan Cem Garipoğlu, herşeyi anlattı. okurken tüylerim diken diken oldu. Allah kimsenin başına böyle birşey vermesin.

Münevver Karabulut’un katil zanlısı Cem Garipoğlu, dün akşam çıkarıldığı mahkemede 3 Mart 2009’daki cinayeti ayrıntılarıyla anlattı. Bahçeşehir’deki evinde Münevver’in cep telefonunda başkasından gelmiş “Canım, sevgilim” gibi ifadeler bulunan SMS’leri görünce sinirlendiğini kaydeden Garipoğlu, “Bana, ‘bunlar boş şeyler ben seni seviyorum’ dedi. Ancak ben onu sevdiğim için çok öfkelendim, tartışmaya başladık. Mutfakta olan meyve bıçağını elime alıp cinnet getirerek karnına vurdum. Daha sonra iki darbe daha vurduğumu hatırlıyorum. Münevver yere düşüp kımıldamadığı için öldüğünü düşündüm. Satın aldığım testereyle Münevver’in cesedinin boynunu kestim ve kanı babamın gömleğiyle sildim” dedi.

Garipoğlu’nun, ‘canavarca his saikiyle tasarlayarak adam öldürmek’ suçlamasıyla sevk edildiği 2’nci Sulh Ceza Mahkemesi’ndeki dehşet verici ifadesi şöyle:
“Münevver ile bir yıl önce Bebek’teki bir kafede arkadaş ortamında tanıştık. Sık sık Bahçeşehir’deki evimize gidiyorduk. Münevver ile sevgililer gününde komik olduğunu düşündüğümüz bir filme gittik. Ancak izlerken komik olmadığını, kanlı sevgililerin bulunduğu bir korku filmi olduğunu görüp ‘lanet, berbat sevgililer günü’ diye aramızda dalga geçtik. 3 Mart’ta saat 13.00-14.00 gibi Münevver’in okuluna gittim. Taksiyle Bahçeşehir’deki evime gitmeyi kararlaştırdık.

Evde kimse yoktu. Daha önceki girişlerimizde hiç havuz kapısından geçmediği için Münevver’in görmesi için bu kapıdan geçmek istedim. Anahtar olmadığı için Münevver kapıda kaldı. Ben ön kapıdan girerek onu içeri aldım. Oturma odasında oturduk, sohbet ettik, öpüştük. İleriye gitmeden seviştik. 30 veya 45 dakika sonra aparatifleri yedik. Bu arada iki duble votka içtim. Mutfakta da bir duble içtim. Münevver için su aldığım sırada masa üzerinde duran Münevver’in cep telefonunu alarak karıştırmaya başladım. Bir mesaj geldi. Mesaj kısmında, ‘sevgilim, canım’ gibi şu an tam detayını hatırlamadığım birkaç mesaj olduğunu gördüm. Mesajların kimler tarafından gönderildiğini sorduğumda beni geçiştirmek istedi.

Teğmen olduğunu bilmiyordum. O sırada tartışmaya başladık. İtiş kakış olduktan sonra ne yaptığımı hatırlamıyorum. Bıçağı ben kullanmış olabilirim. O anki içimdeki tek duygu kızı yok etmekti.

Bana, ‘bunlar boş şeyler ben seni seviyorum’ dedi. Ancak ben onu sevdiğim için çok öfkelendim, tartışmaya başladık. Tartışma itişmeye kadar gitti. Cinnet getirdim. Mutfaktaki meyve bıçağını alıp karnına vurdum. Daha sonra iki darbe daha vurduğumu hatırlıyorum. Neresine olduğunu hatırlamıyorum. Münevver yere düşüp kımıldamadığı için öldüğünü düşündüm. Hatta öldüğüne emin oldum. Panik yaptım. Bodruma inerek bir bavul alıp geldim. Onu bavula koymaya çalıştım ancak sığmadı. Bunun üzerin ellerimi yıkadım, kan lekelerini su ile sildim. Bahçe kapısından çıkarak yaya olarak eve 5-10 metre mesafedeki nalbura gittim.

Testere satın alıp koşarak eve geldim. Bahçe kapısından girip Münevver’in kafasını testereyle kestim. Nasıl yaptığımı hatırlamıyorum. Münevver’in kafasını gitar kabına, vücudunu da bavula yerleştirdim. Her taraftaki kanı da evdeki kirli çamaşır sepetinde bulunan babamın gömleğiyle sildim. Çağırdığım korsan taksiye, taksicinin yardımıyla cesedi koydum. Kafasını poşete koyduğum için herhangi kan sızması olmadı. Neden gittim bilmiyorum, ancak Etiler’e gitmek istedim. Şoför yine yardımcı oldu bavulları indirdi. Bavul tekerlekli olduğu için 50 metre ötedeki konteynerin yanına geldim. Etrafta kimse yoktu. Gitar kutusunu ve bavulu çöpe attım. Tahminen saat 19.00 sıralarıydı. Yine olayda kullandığım testereyi gazeteye sarıp Bahçeşehir’deki evin gardırobuna sakladım. Kanı sildiğim eşyaları tekrar poşete koyup dolaba yerleştirdim.

Daha sonra gittiğim Ak Merkez’de abimin arkadaşı Eren Atlı ile karşılaştım. Bir süre sonra da otobüsle Taksim’e gittim. Tekrar otobüsle Bahçeşehir’e dönerken annem arayarak kanı sordu. Eve dönmek üzere olduğumu söyledim. Evde annem ne olduğunu sorunca, ben de ‘kustuğumu’ söyledim. Saat 22.00 sıralarında babam eve geldi. Annem, babama ‘bir şeylerden şüpheleniyorum. Onunla bir konuş’ dedi. Babamla erkek erkeğe konuşmak istediğimi söyledim. Babamın arabasına binerek Bahçeşehir’deki bir kafeye bırakmasını istedim. Babama yolda, kızı yaraladığımı söyleyince, o da ailesini aramamı durumunu sormamı istedi. Kafeye geldiğimizde babama ‘ben bu kızı öldürdüm’ dedim. Babam arabasıyla geri döndü. Nereye gittiğini bilmiyorum. Benim için çare aradığını düşündüm. Ancak aradan ne kadar zaman geçti hatırlamıyorum, bir adam kafeye gelerek, ‘Cem’ diye seslenip işaret yaptı. Ben de ‘babamın adamlarından birisi’ olduğunu düşünüp yanına gittim. Bana, ‘atla arabaya’ dedi. Arabasına bindim. Üzerimi örtecek bir şey vererek bunu ört dedi. Yaklaşık 6-7 saat yol gittik.

Örtüyü kaldırmak istediğimde adam engel oldu. Bir eve geldik, ancak müstakil bir ev mi olduğunu göremedim. Evde 6 ay kaldım. Arada bir bana yiyecek getirilirdi. İnternet yoktu, sadece televizyon izledim. Pişmanım. Keşke bu olay ona değil bana olsaydı. O bir çekeceğine ben yüz bin çekseydim” dedi.

Mahkemede beş tanığın ifadesi de alındı. Bazı tanıklar Garipoğlu’nun testereyi cinayetten önce bazıları da sonra aldığını savundu. İfadesinin ardından tutuklanan Garipoğlu, adliye çıkışı özel harekâta ait zırhlı araca bindirilerek geniş güvenlik önlemi altında götürüldüğü Maltepe Cezaevi’ne konuldu.

site16 Eylül 2009 Çarşamba

Bildiğimiz gibi Microsoft Bing arama motoru’nu çıkardı ve kullanıcılara sundu. Bing’e sitemizi eklemek için ;

Webmaster Center tıklayalım ve Sing into Sign in to Tools’a basalım karşımıza Windows Live Msn oturum açma ekranı gelecek oturumumuzu açalım.

Karşımıza Site ekleme formu gelecek.

Site adress < Yazan yere sitemizi

Site Sitemaps adress < Sitemap Sekmemizi

Webmasters contact yazan yere < email adresimi yazıyoruz

Doldurduktan sonra submit’e basıyoruz.

Karşımızı sitenin bize olup olmadığını anlamak için sitemize eklememizi istediği iki kod verecek

1. kod meta tagdır. index.php’nin herhangi bir yerine yapıştırılabilir.

2.kod xml kodudur.metin belgesine C/P yaparak farklı kaydetten .xml olarak kaydetmemizi sağlayan koddur.

Birtanesini sitemiz’den ftp’ye attıktan sonra “return to site list” butonuna basarak sitemizi ekliyoruz ve sitemizi bing’e göndermiş olduk.

ibrahim16 Eylül 2009 Çarşamba

su gibi akıp geçen zaman ve o zamanda yaşanan en güzel anılar. bir yıl geçmiş meğersem o günden bu güne, o kadar zor olduki başlangıcı, o kadar güzel, o kadar duygusal. herşey çok güzel başladı seninle herşeyim, çok güzel devam etti, çok güzel devam edecekte inşallah.

ilk günlerde o kadar karmaşık duygular yaşadık ki, soru işaretleri, acabalar yedi bitirdi bizi, o kadar zordu ki aslında ama yılmadık devam ettik herşeye, herşeyim. sonrasında ise yaşanan güzel günler, güzel anlar ve güzel dakikalar. o kadar çabuk geçiyordu ki herşey, o kadar güzel ama o kadar çabuk. seninleyken hayat çabuk geçiyordu sanki, zamanlar hızlı, dakikalar süratli. korkuyordum aslında, çok çabuk geçicek zaman ve çok çabuk yaşlanıcaz diye. sonradan düşünüyordum ansızın, bu kadar güzel zaman ancak bitanemle yaşanır ve ancak bir kere yaşanır. sonra yüzüm gülüyordu birden, evet diyordum, yaşlanıcam ama çok güzel yaşlanıcam. yüzüm belki kırışıcak, belki saçlarım beyazlayacak ama emindim ki ruhum ve kalbim herzaman genç kalacak.

çok güzel günler yaşadık herşeyim, çok güzel günler yaşamak için hayaller kurduk ve çok güzel günler yaşayacağız seninle. herşey çok güzel olacak, çok güzel ve anlamlı. zaten seninleyken anlamsız olan hiç birşey yok hayatımda, nefes almak, hayata tutunmak ve savaşmak, herşey senin için birtanem, herşey senin ve benim, bizim için. o kadar güzel anlar yaşıyorum ki yanında, içim nefes alıyor, kalp atışlarım değişiyor, nabzım yükseliyor. hani diyorsun ya bana, aşkım, terliyormusun diye, aslında o ter kalbimden nabzımdan ve sana olan sevgimin sıcaklığından.

güzel günler bizi bekliyor bitanem, seni ve beni. sensiz ne ben olurum, ne de bensiz sen. herşey hayallerimizdeki gibi olsun bitanem, herşey güzel ve anlamlı.

ibrahim ölçal / 16.o9.o9 11.24

site13 Eylül 2009 Pazar

Dün gece gerçekten çok zevkli ve bir o kadar da güzel bi maç vardı ekranlarda. Galatasaray yılın ilk derbisinde favori olarak çıktığı maçı tam 3 golle kazanmayı başardı. İki takımda iyi mi mucadele etti derseniz, zaman zaman Galatasaray, zaman zaman da Beşiktaşın pozisyonlarıyla geçti karşılaşma. Galatasaraylı olarak dün gece Serdar Özkan’a çok teşekkür ettim. Nedenini video’yu izleyince anlarsınız. İyi seyirler.

Sonraki Yazılar »

maç sonuçları canlı skor iddia iddaa bülteni iddaa