Kasım 2009


site20 Kasım 2009 Cuma

Microsoft Pazarlama Grup Müdürü Nuri Çankaya, şu an Türkiye’de 1 milyonun üzerinde bilgisayarda Windows 7 kullanıldığını söyledi.
Çankaya, Turkcell sponsorluğunda İstanbul’da gerçekleşen Microsoft ”İşte Yeni Verimlilik” toplantısının ardından yaptıkları basın toplantısında, ”Windows 7”, ”Windows Server 2008 R2” ve ”Exchange Server 2010” yenilikleri hakkında bilgi verdi.

Ekonomik krizle beraber verimliliğin düştüğünü anlatan Çankaya, firmaların verimliliklerini artırmak amacıyla geçen yıl Ar-Ge’ye 9,2 milyar dolar, bu yıl da 9,5 milyar dolar yatırım yaptıklarını ifade etti.

Çankaya, Türkiye’de önemli adımlar attıklarını düşündüklerini dile getirerek, amaçlarının temelden dinamik sürece kadar kurumların bilişim teknolojilerinden yararlanmalarını sağlamak olduğunu söyledi.
Turkcell’in Windows 7’ye geçişiyle yüzde 20’lik tasarruf sağladığını belirten Çankaya, ”Şu an Türkiye’de 1 milyonun üzerinde bilgisayar, Windows 7 kullanıyor. Windows 7 ile tüm ekosistemde 14,5 milyar dolarlık iş hacmi oluşacağını düşünüyoruz” diye konuştu.

Bir gazetecinin ”Windows Vista’nın başarılı olmadığı yönünde iddialar var. Windows 7’nin de bu sebeple çıkarıldığı söyleniyor. Bu konuda ne söyleyeceksiniz?” sorusunu da yanıtlayan Nuri Çankaya, ”Windows Vista’yı çıkardığımız gün Windows 7’yi 3 yıl içerisinde çıkaracağımız sözünü vermiştik. Biz Windows 7’yi söz verdiğimiz gibi 3 yıl içerisinde çıkardık. Windows 8’i de 3 yıl içerisinde çıkaracağımız vaadinde bulunuyoruz” şeklinde konuştu.

Microsoft Türkiye Sunucu Araçları Ürün Müdürü Selma Karaca ise, ”Windows Server 2008 R2” hakkında bilgi vererek, bu yeniliğin, kullanıcılara doğrudan erişim özelliği, ”BrunchCache” özelliği ile bant genişliği maliyeti azaltma, ”Remote App” özelliği ile uygulamalara uzaktan erişim ve kurumsal firmalarda enerji maliyetlerinde yüzde 18’e varan enerji tasarrufu sağladığını dile getirdi.

Microsoft Türkiye Office Ürün Müdürü Onur Görür ise Microsoft’un ”Birleşik İletişim” vizyonunu anlatarak, bu kapsamdaki uygulamaları sayesinde e-posta, sesli mesaj, SMS ve bunun gibi özelliklerin aynı ortamdan erişilmesinin sağlandığını ifade etti.

Devamını Oku

site19 Kasım 2009 Perşembe

Bi’ gün oturdum ve istediğim Canon’a ulaşabilmek için neler yapabileceğimi gözden geçirdim. Yıllardır hayal ettiğim fotoğrafları çekebilmemi sağlayacak makine için 2010’a kadar bu parayı toparlamam mümkün mü? Hayır! Ama belki bu iş için beni destekleyen 2010 kişi bulabilirim. Evet, bunu yapabilirim…

Yola çıkalı 15 gün oldu. 15 gündür beni destekleyen tam 1000 kişi buldum. Kolay oldu mu? Tabii ki hayır. Benim gibi düşünen, hayalleri ve kendi projeleri olan kişileri ikna etmek çok kolaydı. Hatta onlar benim için objektife gülümsemekten çok daha fazlasını da yaptılar. Bloglarında projeyi haber yapanlar, Canon See Me’nin bloğuna yüklediğim ‘Canon See Him’ yazılı plaka örneğini print edip ben onlara ulaşmadan bana ulaşanlar, düzenledikleri partilerde eğlencelerine ara verip fotoğraf çektirmeleri için insanları benimle birlikte ikna etmeye çalışanlar, iş güç arasında bana vakit ayıran ajanslar, farklı şehirlerden video çekerek projeye destek olanlar, kendi çevrelerine bu projeden bahsedenler… Bana hayal ettiğimden daha fazlasını sundular.

Hayalime her gün bir fotoğraf daha yaklaşıyorum ama daha da güzeli galiba bu proje sayesinde bir sürü arkadaş ediniyorum. Rakamın kaç kişiye tamamlandığını benim kadar merak eden ve ‘süper fikir’ diyerek beni en az bir Canon kadar mutlu eden insanlarla doldu etrafım.

Bunlar işin zevkli kısımları ama tabii sokaktaki insanları ikna etmek o kadar da kolay olmuyor. Onlar bana hayalleri olan bir fotoğrafçı gibi değil de bir çeşit pazarlamacı gibi bakıyor. Bu projenin bir ajansın işi olduğunu düşünen ve arkasından bir viral kampanya çıkmasını bekleyenler de var, fotoğrafta kötü çıktığını düşünüp onu silmemi isteyip beni 2010 rakamından uzaklaştıranlar da. Bir de üstüne çok yoğun çalıştığım için bir türlü ihtiyacım olan vakti bulamamam ekleniyor. Hafta sonları gündüz çalışıp gece o yorgunlukla sokak sokak, parti parti dolaşıyorum, ama tüm olumsuzluklara rağmen projenin gördüğü ilgi beni inanılmaz mutlu ediyor.

Şimdi geriye kalan 1006 kişi için biraz daha yardıma ihtiyacım var. Birileri daha ben sormadan fotoğraf çektirmeyi kendileri talep ettiğinde mutlu oluyorum, kalabalık partiler ya da organizasyonlar da beni acayip heyecanlandırıyor… Çok az kaldı! Şimdi biraz daha hızlanıp olabildiğince kalabalık gruplara ulaşmalıyım…

Bu işi başardığımda bu benim değil 2010 kişinin başarısı olacak. Sizin aklınıza 1006 kişiye daha ulaşabilmek için bir fikir geliyorsa ya da sadece objektife bakarak bu projeye destek olmak istiyorsanız ben ve fotoğraf makinem hazırız… Siz sadece çağırın 🙂 bir de tabi özellikle elinde haber yapma gücü olanlar desteğinizi gösterin ki sesim Canon’a ulaşsın.

link : http://canonseeme.blogspot.com

site17 Kasım 2009 Salı

Windows 7 yüklü bilgisayarlar artık wireless kartlarından aldıkları interneti isterlerse yine aynı kart üzerinden wi-fi router gibi paylaşabilecekler. Program sayesinde wi-fi kartınızı yazılımsal bir router’a çevirebilir hatta dağıttığınız interneti wpa yada web yöntemleri ile şifreleyebilirsiniz. Program henüz beta aşamasında olup bazı network kartlarına şimdilik destek vermiyor. Fakat ileriki zamanlarda tüm windows sürümlerini ve wi-fi network kartlarını destekleyeceklerini belirtiyorlar.

http://www.connectify.me/

site17 Kasım 2009 Salı

DIGITURK TVGuide için IPhone uygulamasını duyurdu. IPhone kullanıcıları telefonlarına yükledikleri DIGITURK TvGuide uygulaması sayesinde günlük yayın akışlarını takip edebilecekler. Aynı zamanda uygulamayı kullanan IPhone kullanıcıları TvGuide üzerinde yer alan programlara ait detaylı bilgileri görebilip, filmlere ait fragmanları da izleyebilecekler.

DIGITURK PLUS üyeliği bulunan IPhone kullanıcıları ise, DIGITURK TvGuide uygulaması ile PVR kutularına telefonlarından program kaydı gönderebilecekler.

Uygulamayı IPhone AppStore üzerinden telefonunuza indirebilirsiniz.

http://www.apple.com/tr/downloads/

site15 Kasım 2009 Pazar
http://www.youtube.com/watch?v=LPyjR1Q0NnA

aslında çok şeydir, türk olmak. türk olmak, osmanlı’nın borcunu ödemektir. hovarda babanın borçla yaşayan evladı gibi. kosova’da ve bosna’da, batı trakya’da ve makedonya’da bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını vermektir.

türk olmak, kıbrıs’ta, hocalı’da, anadolu’da ve balkanlar’da soykırıma uğrayıp karşılığında yapmadığın soykırımla suçlanmaktır. türk olmak , faşist olmaktır, vatanına, milletine, tarihine sahip çıktığında demokrat ve çağdaş olmaktır, vatanına, milletine, tarihine sövüldüğünde… türk olmak, lisanının avrupa’da yasaklanmasıdır ve yine türk olmak kendini ve derdini anlatamamaktır. avrupa’da hor görülmek türk olmaktır, ataların bir çok asır önce viyana’yı kuşattığı için ve hoş görülmemektir, tabii ki – sadece kuşatıp; napolyon gibi bütün viyana’yı yakmadığın için.

türk olmak, selanik’te pontus anıtı’nın, viyana’da çiğnenen yeniçeri minberinin ve malta’da papazın üzerine bastığı türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir. türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir. üç kıtadan dönüp bir küçük yarımadada misafir muamelesi görmektir. sayısız imparatorluk kurmak türk olmaktır, aynı zamanda sayısız imparatorluk yıkmak da türk olmaktır.

türk olmak, arabaya koşulan ilk atın vatanında, ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta, yazının bulunduğu, paranın icat edildiği, her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta, kalkınmak için yabancı sermaye beklemektir. türk olmak; truva’dan bu yana, sümer’den bu yana serpilerek gelse de, tarihten eski bu topraklarda, bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen, bir haftalık hafıza ile yaşamaktır. doğu roma’yı da batı roma’yı da yıkıp yeni roma olan ab’ye girmeye çalışmaktır, türk olmak.

türk olmak, mostar’da köprüdür, kerkük’te kaledir, istanbul’da kızkulesi’dir, anadolu’da buğdaydır, çukurova’da pamuktur, ege’de tütün, karadeniz’de fındık, trakya’da ayçiçeğidir.
türk olmak, çanakkale’de ölmektir. çanakkale’de ölmeden önce düşmana su vermektir, onun yaralısını sırtında kendi hastanesine taşımaktır. düşmanın ardından rahmet okumak, anlısından helallik almaktır. sabahları odana rahmet dolsun diye, cami açmaktır. kar yağdığında kayak yapmayı değil, evsizleri düşünmektir. balkon köşesine kuşlar için, kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır. yağmura rahmet, kara bereket diye bakmaktır.

türk olmak, harap bir ülkede, zengin ülkelerin müstemlekesini reddedip tahtadan kılıç ve ipten üzengi ile paylaşacak ve sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen, yedi düvele meydan okumaktır. türk olmak, askere davul-zurna ile uğurlanmaktır, belki de dönmeyeceğini bilerek. türk olmak, annenin şehit oğlunun ardından ‘bir oğlum daha olsun, onu da vatan için göndereceğim’ demesidir. babanın gözyaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken ‘vatan sağ olsun!’ demesidir.

türk olmak, ‘türk çayında radyasyon olmaz!’ yalanları ile ‘gusül abdesti alana aids bulaşmaz!’ diyenler ile yaşamaktır. her hükümetin enkaz devraldığı, ama asla ardında enkaz bırakmadığı ülkede olmaktır. türk olmak, ecdadın yaşadığı kıtlıktan dolayı, çayın yanında gelen şekerden fazla olanı garsona geri vermektir. ayni nedenle türk olmak, yemeği ziyan etmekten korkmaktır. göz hakkına, diş kirasına saygıdır.

türk olmak, evindeki bir kap aşın yarısını tanrı misafirine vermektir. kendi yerde, misafiri döşekte yatırmaktır, türk olmak. türk olmak, milli maçta ağlamaktır. ayhan işık’a, belgin doruk’a aşık olmaktır. türk olmak, aşkını ölesiye sevmektir. aşkı için ölmektir, öldürmektir. sevdiceğinin elini bir kez tutamadan, toprağa girmektir. en güzel aşk şiirlerini yüreğinde hissetmektir. eşkıyaya türkü yakmaktır, türk olmak. milletine sövmektir, ama başkasına sövdürmemektir, türk olmak.

türk olmak, yunus’u bilmektir, aşık veysel’i sevmektir. mevlana’yı, haci bektaş-i veli’yi ve hoca yesevî”yi tek bir satırını okumasa da yüreğinde taşımaktır. türk olmak, saz çaldığında, ney üflendiğinde, kös dövüldüğünde ve kaval çaldığında, yüreğinin derinlerinde bir sızı sezmektir, bir de yemen türküsü’nde… hayatın sana verdiklerine ‘nasip’, vermediklerine ‘kısmet’ demektir. her işin ‘hayırlısına’ inanmaktır ve ağlamamak için çok gülmekten çekinmektir.

türk olmak, asya’da batılı, avrupa’da doğulu diye tepki görmektir. irk sözünü bilmeden yaşamak, yaradılanı yaradan”dan ötürü sevmektir. magazin programları ile dizilerin arasına sıkışsa da, silkinip üzerindeki ölü toprağını atabilmektir. türk olmak, mahalle maçı için aynı saatte on kişi buluşamazken, milyon kişinin bir araya gelmesidir. tavla oynarken bile kavga ederken, milyon kişinin kavga etmeden gösteri yapabilmesidir.

türk olmak, buhran zamanında arjantin’de de mağazalar yağmalanırken, daha ağır buhranda sıraya girerek, sorumlusuna en ağır cezayı tek bir cam kırmadan sandıkta kesmektir. türk olmak, en zayıf gününde bile dünyaya meydan okumak, en dertli gününde bile her ufunetin bir şafakta biteceğini bilerek tevekkül göstermektir. zor iştir türk olmak. türk olmak anadolu’da her düşen yağmur damlasına hamdetmek, her çıkan başak için şükretmektir. türk olmak, medeniyetler mezarlığı anadolu’da dik durabilmektir.

ne mutlu türküm diyene !

Sonraki Yazılar »

maç sonuçları canlı skor iddia iddaa bülteni iddaa